Alper Akçam | Yaşar Kemal’in kadın imgesine tersten bir bakış

 Varlık Dergisi Şubat 2017 / 1313 sayısında bir Yaşar Kemal dosyası yayımladı. Emin Özdemir, Adnan Binyazar ve Mahmut Temizyürek’in Yaşar Kemal’ bir kez daha anlamlandırıp edebi gücünü farklı bakış açılarıyla yeniden kuran, ve hatta çoğaltan yazılarının yanında farklı bir yazı vardı. Seza Yılancıoğlu adlı yazarın Yaşar Kemal’in “Yılanı Öldürseler’de Yazın Dünyasına Kısa Bir Bakış” başlıklı yazısını okumaya başlayınca, deyim yerindeyse kanım dondu.

Yazar, Yaşar Kemal’in toplumumuzdaki kadın imgesine bakışını incelemeye çalışmış. Onun romanlarındaki İnce Memed’in Hürü Anasını, Dağın Öte Yüzü üçlemesindeki Meryemce’yi, Bir Ada Hikâyesi dörtlemesindeki Leyla Ana’sını mücadeleci, topluma yön gösteren kadın kahramanlar olarak ele almış ve onların bu kadın yiğitliklerini “halkın inançlarına, dinlerine dayalı yarattıkları mitlerle toplumun umut ışığı” olmalarına bağlamış.

Seza Yılancıoğlu, insan türünün tarihsel hikâyesinde kadının toplumun gerisine itelenme sürecine bir kez daha baştan sona eğilse iyi olacak. Hiçbir din, kadını bir kahraman olarak toplumun önüne çıkarmaya yer vermez. İnsanın toplum olarak yaşamaya başladığı ilk çağlarda toplumsal yapı anaerkildir. Yüzbinlerce yıl ateşin bekçisi kadının topluma önderlik ettiği bir tarih yaşanmıştır. Henry Lewis Morgan’ın Mark tarafından da kabul edilen tarihsel gelişme aşamaları içinde insanlık orta barbarlık konağına ulaştıktan ve hayvan ehlileştirilmesi ile güdücü erkeğin öne çıkması sonucu kadın egemenliği de yavaş yavaş sona ermeye başlamış, yerleşik toplumla birlikte de erkek egemen toplumun bütün ön koşulları yaşama geçmiştir. Bu süreç içinde dinlerin politik ve ekonomik yaşamda asıl belirleyici olduğu orta çağ toplumu, kadının en çok geride kaldığı, en çok cinsel nesne konumuna geçtiği dönem olmuştur.

Bizim tarihimizi, ya da kadına Cahiliye dönemine göre daha yaşanası olanaklar sunmuş, kız çocuklarını diri diri toprağa gömülmekten kurtarmış İslam tarihini çok iyi bilmiyor olabilir Yılancıoğlu, aynı saptamanın cadı avlarıyla, kadınların canlı canlı yakıldığı engizisyon kırımlarıyla Batı orta çağı için de geçerli olduğunu görecektir.

Yaşar Kemal’in destansı dilinin hem erkek, hem kadın kahramanları, Anadolu, Mezopatamya ve Kafkasya’nın dinler öncesi dönemlerine ait mitlerinden çıkagelmiş konargöçer boyların savaşçı erleridir… Yaşar Kemal romanlarındaki dinsel göndermelerin ve kimi kutsal ritüellerin temelinde konargöçer dönemlere ait, hatta ta pagan çağlara, anaşahlığı, Şamanlık geleneklerine giden mit ve destan ağırlıklı sözlü kültür öğeleri yer alır. Yaşar Kemal’de hele de ondaki kadın imgesinde din ve inanç ile doğrudan bir ilişki kurulması, tüm Yaşar Kemal yazınsallığının ve ruhunun felç edilmesi, çığırından çıkarılması demek olacaktır.

Kadıncık Ana, Kız Bacı, Ahi Ana gibi kadın kahramanlar yozlaşan Osmanlı saray yönetiminin baskıcı erkek egemen politikalarına karşı bayrak açmış Türkmen ve Bektaşi önderleridir. Yaşar Kemal’in kadın kahramanları bu geleneğin yaşatıcısı, yansımaları olarak romanlarda yerlerini alırlar; yozlaşmaya karşı Türkmen boylarının cins ayrımı bilmeyen dinler öncesi konargöçer adaletli yapısını canlandırırlar.

Yaşar Kemal’i saygıyla ve özlemle anarken…

Bir cevap yazın