Hüseyin Avuç | Bu kadarı olmaz!

Eminim benim gibi, sizlerde görüyorsunuzdur.

Neyi?

Dilenci istilasını.

Yüzlerce değil, binlerce, belki de on binlerce!

Sokakta dilenci, durakta dilenci, iskelede dilenci, üst geçitte dilenci, alt geçitte dilenci, vapurda dilenci, metroda dilenci, metrobüste dilenci, markette dilenci.

Yaşlısından, gencinden, çocuğundan…

Çoğu da göçmen…

Dedim ya istanbul tam anlamıyla, ‘dilenci istilasına’ uğramış durumda…

Önlem alınmaması halinde, hiç kuşkusuz çok yakın bir süreçte, dilenci sayısı daha da artacaktır.

O nedenle, yerel ve genel yöneticiler, bu sorunu çözüme kavuşturacak, İstanbul’u dolayısı ile Türkiye’yi ‘Dilenciler Cenneti’ olmaktan kurtaracak tedbirleri almaya başlamalıdır.

Hem de yarını beklemeksizin!

Bazıları şunu diyebilir:

“Onların tümü, ekmek parası için, karın doyurmak için dilenmek zorunda kalan insanlar”

Ama inandıramazlar!

Niye?

Topyekün dilencilerin, sadece ekmek parası için avuç açtıklarını düşünmek biraz saflık olur diye…

Bu ne demek?

Bu işi ticaret olarak yapanların, yaptırtanların olduğu varolan bir gerçektir demek.

Biz gazeteci olarak çok gördük?

Neyi?

Zabıtaların yaptığı aramalarda ceplerinden asgari ücretlinin bir-iki aylık maşından fazla para çıkan dilencileri!

Banka hesapları da çabası…

Gerçekten de çaresizlikten, açlıktan dilenenler yok mu?

Elbette vardır.

Ancak bu, dilencilerin tümü için söylenemez.

Bilmem anlatabildim mi?

Bir cevap yazın