Yunus Arıkan | Rakibine açık vermeyeceksin!

Efendim, insan birinin ya da birilerinin rakibiyse, rakibine açık vermeyecek.
Açığın önemli ya da önemsiz olması hiç fark etmiyor.
Kullanılması ve etkili olması fark ediyor.
Hele de siyasette.
Kim bir açık veriyorsa vuruluyor abalıya!..
*
Oysa bir gün, biri bir gaf yapmışsa; başka bir gün diğeri yapıyor.
Niye?
Beşer, şaşar da ondan.
Yine de gaf yapana, rakibi öyle güzel yükleniyor ki evlere şenlik.
*
Demem o ki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Ankara’daki ‘TÜGEF Gelecek İçin Evet Diyor’ programında yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı gafla ilgili:
“Ana muhalefetin başındaki zat diyor ki, ‘Hayır oyunun hiçbir vebali yok’. Bunlar hayatları boyunca hiçbir konuda sorumluluk almadılar ki anayasa değişikliği için alsınlar.” diyor.
Tabi ‘Bunlar’ derken, tek başına Sayın Kılıçdaroğlu’nu ve ekibini kastetmiyor CHP’yi kastediyor.
Aslında doğru, Türkiye siyasetinde uzun yıllar CHP sorumluluk almadı.
Her ne hikmetse, bu sorumluluğu alabilmek için CHP, milleti ikna edemedi.
12 Eylül öncesi CHP -Ecevit’in dışında,- tek başına ya da koalisyon ortağı olarak ülke yönetiminde bulunamadı.
Maalesef Sayın Baykal da Kılıçdaroğlu da bu güveni elde edemedi.
*
Böyle olunca da Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Ders çalışmadıklarına’ dair sözlerine katılmamak mümkün değil.
Eğer yeterince çalışmış olsalardı, bugün AKP’nin yerine CHP iktidar olurdu ya, o da ayrı bir konu.
*
Diğer taraftan Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Hayır’ın gerekçesini anlatırken:
“Cumhurbaşkanı başka bir partinin, başbakan başka bir partinin başkanı olunca asıl kavga orada çıkar” demesi, bir alışkanlıktan kurtulamamadır.
Ben, Kılıçdaroğlu’nun ‘İşin boyutunu bilmiyor’ olduğu anlamını çıkartamıyorum.
Elbette partili cumhurbaşkanlığı sisteminde başkan ve yardımcıları vardır, başbakan yoktur.
Bunu Kılıçdaroğlu da diğer liderler de –eğer dil sürçmelerini ya da o an için şartlanmışlıklarını bir kenara bırakırsak- bilir.
*
Şu doğru.
Rakibe açık verilmeyecek, kafa dağınık olmayacak, şartlanmışlıklardan kurtulunacak.
Böyle olmuyorsa da insanın üzerine yükleniliyor.
*
Hani madem böyle, madem Kılıçdaroğlu bu kadar zayıf, arada bir dil sürçmeleri de oluyor, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’a:
“Kendilerinin tercih edeceği bir televizyon kanalında ve kendilerinin önereceği gazetecilerin karşısında ülke gündemiyle ilgili (örneğin referandumla ilgili) konuşalım.” şeklinde açık çağrı yaptı.
Keşke kabul etselerdi..
Hiç olmazsa bu halk, kimin saf dışı olacağını net olarak görürdü.
Haksız mıyım?

Bir cevap yazın